Mart 16

Dün akşam Özgürlükİçin Forumlarında yeni mesaj filtresini sevgili Uğur Çetin ile birlikte yazmayı bitirdik. Bu tarih bundan büyükse ama şundan küçükse bir de şu buradan farklıysa diye düşüne düşüne yaptığımız bu filtrede sevgili Denis ve Ahmet’in de katkıları büyüktü. Kendilerine de teşekkürler…

Tüm bunları yaptıktan sonra bundan altı ay önce nerede olduğumuzu hatta Özgürlükİçin projesine başlarken nerede olduğumuzu düşündüm. Benim açımdan 30 Mayıs 2007 Çarşamba günü ilk mesajımı özgürlükiçin e-posta listesine attıktan sonra yapılanlar ve gelişim hızı aslında baş döndürücü.

Şimdi dönüp biraz geçmişe bakıyorum da Özgürlükİçin’de editörlük görevinin bana da verildiği gün olan 12 Temmuz tarihi ile bugün arasında çok fark var. Yazılarının kalitesi, topluluk üyelerinin olgunluğu ve paylaşımcılığı ile Özgürlükİçin, Türkiye’nin en önemli özgür yazılım portallarından biri haline geldi. (alçak gönüllü olmakta fayda var :)) Bunun yanında Özgürlükİçin, genel yapısına bakıldığında kolay özelleştirilebilir ve Django’nun her nimetinden faydalanan sürekli geliştirilen bir içerik yönetim sistemi de oldu aynı zamanda.

Linux ile ilgili haber yapan çoğu web sitesi artık haberlerini Özgürlükİçin haberlerinden derleyip yayına alıyorlar. Tanıdık tanımadık bir çok web sitesinde özgürlükiçin ve ooxml’e hayır bannerları dönüp duruyor. Ülkemizde çıkan “tek” Linux içerikli dergiye Nisan sayısı için verdiğimiz katkı 1 Nisan tarihinde Özgürlükİçin topluluğunun ne kadar büyüdüğünün ama dahası ne kadar olgunlaştığının güzel bir kanıtı olacak. Bunların hepsi bu topluluğun sayesinde oldu. Teşekkürler…

Özgürlükİçin, geçen süre zarfında aslında sadece kendi içeriğini geliştirmedi. Pardus topluluğunun değerli katkıcılarını Pardus-Wiki adresine yönlendirerek bu çok önemli projenin Vikipedi’den sonra Türkiye’nin en sık güncellenen en çok dil desteği veren Wiki’si olmasını da sağladı görüşündeyim. Durduğumuz bu yerin özellikle Pardus 2008′in de çıkması ile birlikte daha ileriye gitmesi gerektiğine şüphe yok. Bunu da sizlerin desteği ile sağlayacağımıza inanıyorum.

Özgür yazılım bilincinin yeni yeni oluştuğu ülkemizde artık daha az karanlıkta koşarak yolumuzu daha rahat bulabiliyoruz. Yardımınız için teşekkürler…

Aşkla çalışmaya devam…

Not: Söylemeden duramayacağım :) Orta vadeye yakın bir yerlerde güzel süprizlerimiz var size…

Mart 7

anyway, i can try
anything it’s the same circle
that leads to nowhere and i’m tired now diye başlayan güzel bir şarkı vardır Yann Tiersen’e ait.

Son iki gündür okuduklarım bana bu sözleri mırıldanma ihtiyacı hissettirdi. Özgür yazılımı kullanan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor diye sevinirken; bazen insanların bu yazılımları sadece kullandıkları ve fakat bu işin arkasında yer alan özgür yazılımın felsefesini anlamadıklarını düşünmüyor değilim. Özgür ya da açık kaynak kodlu yazılımı -siz nasıl telaffuz etmek isterseniz- koruyan iki temel kavram var.

a) Bu ürünlerin markaları

b) Bu ürünlerin lisansları ve fikri mülkiyet hakları

Özgür yazılımı alırım kafama göre kullanırım kimseye sormam diye algılamak son derece yanlış. GPL - ve türevleri - ancak içlerinde belirttiği şartları sağlamanız durumunda size o yazılımı özgürce kullanma yetkisini verirler.

Bir eser niteliğinde olan bilgisayar programı sizin ülkenizde üretilmese bile bu onun lisansına aykırı bir biçimde kullanılmasının yerel hukukunuzda illegal bir statü oluşturmayacağı anlamına g e l m e z .

Umuyorum yüksek lisans çalışmamı özgür yazılımın hukuki temellerini anlatmak konusuna adayacağım. Bu zamana kadar eğer biraz nedir bu özgür yazılım diye anlamak istiyorsanız fikir ve sanat eserleri kanuna göz atın. En azından GPL’i bir kere okuyun…