25
Sorumsuzluğun sonu
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ben | icon4 25 / 06 / 2008| icon32 tane yorum var »

Eğer bir insan zamanında yapması gereken sorumluluklarını yapmaz ve geciktirirse ve hayatında önceliklerini belirleyemeyip ilk yapması gerekeni yapmaz ve yapmaması gereken zamanda yapılmaması gereken şeyler yaparsa sonunda canı sıkılır. Müstahaktır

23
Herkese Teşekkürler…
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ozgurlukicin.com | icon4 23 / 06 / 2008| icon31 yorum var »

Ödül

Bundan önceki gezegen yazımda ben ve SedA’nın final sınavları nedeni ile bir süre buralarda olmayacağını söylemiştik. Sınavların ilk haftasını geride bırakırken sıra geldi ikinci ve daha zor olan haftaya. Bu haftanın dün depoladığımız moralle çok başarılı geçeceğine inanıyorum. Morali nereden mi depoladık ve neden yazının başlığında herkese teşekkür ediyorum sorularının cevabı için okumaya devam edin.

Bildiğiniz gibi bir süredir çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin etkinliklerinde Özgürlükİçin olarak çeşitli seminerler veriyoruz. Özgür yazılım projelerinde topluluğun önemini ve Özgürlükİçin’i, OOXML’i ve neden karşı çıkılması gerektiğini, Pardus 2008 ve getirdiği yenilikleri dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz.

Cuma gecesi ise yine bildiklerimizi anlatmak ve seminer vermek maksadıyla bu sefer LKD’nin düzenlemiş olduğu 2. Özgür Yazılım Konferansı’na katılmak için ben, Ali Işıngör ve Seda Ankara’ya doğru yola çıktık. Eğlenceli bir yolculuktan sonra cumartesi sabaha karşı Ankara’ya varan ekibimiz daha önce hiç Ankara görmemiş Seda’ya kısa bir Ankara turu yaptırdıktan sonra konferansa ev sahipliği yapan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin Söğütözü’nde bulunan ve benim incelediğim kadarıyla çok modern olan kampüsüne geçtik.

Saat 12:30′da başladığımız ilk sunumda ben ve Seda OOXML’in teknik eksiklikleri ile hukuki sakıncaları hakkında katılımcıları bilgilendirme fırsatı bulduk. Devam eden sunumda ise bu sefer Ali Işıngör’ün de katılımı ile özgür yazılımlarda topluluğun önemini ve özgürlükiçin topluluğunun araçları ile yapısını katılımcılara anlattık.

Verilen yemek arasını takiben başlayan son sunumumuzda biraz da takvimimizi aşarak yaklaşık 2 saat boyunca Pardus 2008′i ve getirdiği yenilikleri özetle anlatmaya çalıştık. Konferansın en yoğun katılımlarından biri olan toplantıda dinleyiciler ile diyalog halinde geçen süre hem bizler hem de tüm katılımcılar için son derece yararlı oldu.

Asıl güzel haberi dönüş biletini çoktan aldığımız için katılamadığımız ödül töreninde aldık. Bildiğiniz gibi Özgürlükİçin LKD’nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği yılın penguenleri ödül töreninde en iyi görsel / basılı içerik çalışması dalında ödüle adaydı. LKD üyelerinin yaptığı oylama neticesinde Özgürlükİçin aday olduğu dalda yılın pengueni ödülünü aldı. 1. doğumgününe sayılı günler kalan Özgürlükİçin’in böyle bir ödül alması bizim için son derece sevindirici bir haber.

Geçtiğimiz bir sene boyunca bizler elimizden geldiğince Pardus etrafında bilinçli, yararlı ve üretken bir topluluk kurmak için çalıştık. Amacımız sadece birkaç kişinin yazdığı diğerlerinin okuduğu bir belgelendirme merkezinden daha fazlasını yaratmaktı ve ben bu amaca yavaş yavaş yaklaştığımızı düşünüyorum. OOXML konusunda bilinçli bir şekilde hareket eden topluluğumuz banner ve butonları blog sayfalarında, forumlarda imzalarında yayınladılar, imza kampanyamıza destek oldular, duydukları / buldukları haberleri bizimle paylaştılar ve Türkiye’nin oyunun değiştirilmesi için yaptığımız çalışmada çok faydalı oldular. Topluluk aslında Özgürlükİçin’e de yön verdi. Karşılaştıkları hataları bildirdiler, yeni özellik önerilerinde bulundular ve Özgürlükİçin’i Django ile yazılmış en başarılı ve gelişmiş içerik yönetim sistemlerinden biri haline getirdiler.

İçeriğimizin oluşmasında, politikalarımızın oluşmasında, forumda kategorilerin ve mesajların oluşmasında topluluğumuz hep çok önemli görevleri kendiliğinden ve büyük bir başarı ile yerine getirdi. E-Dergi konusunda ise her geçen sayıda yeni bir başarıya koşuyoruz ve bu konuda orta vadede çok güzel gelişmeler olabileceğinin müjdesini verelim.

Pardus 2008′in test ekibinin kurulması ve Pardus’un ilk defa bu kadar fazla donanım üzerinde bu kadar sıkı bir programla test edilmiş olması ve bir Pardus bileşeni olan Yalı’nın arayüz metinlerinin tamamen topluluk tarafından hazırlanması, hata takip sistemine yaptığımız bildirimler ve çoğu zaman insanların sorunlarına forumda bulduğumuz çözümler bizi gerçekten Türkiye’nin en önemli özgür yazılım topluluklarından biri haline getirdi.

Bu yüzden topluluğun her üyesine ayrı ayrı ve özel bir teşekkür etmek istiyorum.

Geçtiğimiz bir senede başta Ali Işıngör ve bendeniz olmak üzere hayatlarımızın diğer taraflarını, ailelerimizi, sevdiklerimizi ihmal ederek çoğu zaman geceli gündüzlü Özgürlükİçin çalıştık ve bugün geldiğimiz bu ilk noktada çok şey yaptığımızı ama yapacak daha çok şey olduğunu görüyoruz. Bu süre zarfında çok farklı ve özel insanlarla -bu topluluktan insanlarla- tanışma ve çalışma fırsatı buldum. Onlara da özel bir teşekkür gönderelim.

Eminim özgürlükiçin’in 2. yaş günü zamanı geldiğinde ve geriye dönüp baktığımızda arkamızda çok daha genişlemiş bir topluluk ve kazanılmış bir çok başarı göreceğiz. Bunları sizin desteğinizle yapacağız.

Kişisel olarak ben bir özgür yazılımın en önemli farkının onun bir topluluğa sahip olması olarak görüyor ve bir özgür yazılımın topluluğu ne kadar güçlüyse yazılımın o kadar güçlü olduğuna inanıyorum.

Sizler ile Pardus çok daha güçlü… Herkese teşekkürler…

19
Kimselere Söz Vermeyin…
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ben | icon4 19 / 06 / 2008| icon3Yorum yapılmamış »

Okul bitse de tatile girsek diye kavrulan bünyelere ilaç gibi gelecek olan bir haber İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı’ndan geldi.

Atakan Uzun’un kulaklarını derinden ve aşkla çınlatacağımız programa ulaşmak için web sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

http://istanbul.edu.tr/hukuk/duyuru.php?id=386

18
Sanduka ya da sendika
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ben | icon4 18 / 06 / 2008| icon3Yorum yapılmamış »

Bir final daha geride kaldı. 7 sınav sonra viva la Resistance eşliğinde hukuk bilgilerimi /dev/null’e mount etmeyi planlıyorum =)

Bu arada cuma gecesi Ankara yollarına düşüyorum nedenini yarın yazarım…

18
02:42
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ben | icon4 18 / 06 / 2008| icon3Yorum yapılmamış »

Gecenin yavaş yavaş sabaha bağlanmaya başladığı dakikalarda karanlık odada bilgisayara baktığım sıradan gecelerden birinde artık gözlerimin yeter beyaz zeminde siyah minik yazıları okuyup beyninin bunları anlamaya çalışmasını sağlamaktan deyip hemen akabinde göz yaşlarımın seni bana sayıyla mı verdiler deyip akması ile beraber bir ara vermeye karar verdim.

Bundan yaklaşık bir yıl önce yine bu sayfalara İstanbul Üniversitesi’nin sıcaklık 27 dereceyi nem oranı yüzde dokuz yüz ikiyi geçmeden final yapmasının neden bu kadar imkansız olduğundan dem vuran bir yazı yazmıştım. O günden beri değişen tek şey sanıyorum küresel ısınmada yer alan artış oldu. Tam iş sınavı öncesi kanunu okuyup yahu kanunda yazan bir konuyu moda mod ezberlemektense o an daha mantıklı bir iş yaparım dememe rağmen sanıyorum sınavdan geçmek için mantık yerine ezber yeteneği konuşturmak daha mantıklı. Keşke böyle bir yeteneğim olsa bir “chucky” olabilsem. Aslında kimse chucky olmak istemez sanıyorum yine de bu konuyu ayrıca düşünmek gerekebilir :)

Herneyse 4 dakikadır daha büyük fontlu bir yazı okuyup daha az göz yaşı damlatıyorum.  Su sızdırmadığıma göre çalışmaya devam edebilirim. Bu da böyle bir yazı olsun =)

-a

15

Bundan dört sene önce ve tam olarak 20 Haziran 2004′te ÖSS’ye girmiş olan ben bugünlerde hala nasıl kazandığımı bir türlü kavrayamadığım İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin son demlerini yaşıyorum. Dört senede bitirmenin ömürden beş sene götürdüğü söylenen bu okulun ömründen ömür gitmiş mezunlarından biri olabilmemiz için ben ve sevgili SedA’nın önünde 15 günlük bir zaman dilimi içinde atlatılması gereken dokuz final kaldı. Bu süre içinde pek sesimiz soluğumuz çıkmayabilecek bile olsa özgürlükiçin’in içerik yönetiminin ve diğer işlerin (bekleyin göreceksiniz :P) aksamaması için elimizden geleni yapacağız.

Kısacası bize şans dileyin :P

8

Geçtiğimiz günlerde takip etmeyi çoktan bıraktığım bir sitede neler oluyor diye şöyle bir dolaşayım dedim. Sitede gördüğüm telif hakları ile ilgili bir konu oldukça ilgimi çekti. Tamamını okuma fırsatım ne yazık olmadı ama ne zamandır bloguma yazmak istediğim bir konu hakkında aklımda bir kıvılcım çakmasına neden olacak kadar konuyu okudum.

Bundan yaklaşık 5-6 sene önce -Pardus daha yokken ve o zamanlar bir linux dağıtımını kurmak şu ana göre görece olarak daha zorken- sağdan soldan öğrendiklerimi bir araya getirerek linux kullanmaya başladığımda linux ile ilgili en çok sevdiğim şeylerden biri özgür olmasıydı. Eğer sevmiyorsam sağını solunu değiştirebilecek kendime uyarlayabilecek ve hatta kafama estikçe dağıtabilecektim. Yaşasın demiş ve linux kullanmaya başlamıştım. O günden bu yana Linux ve özgür yazılım savunduğum değerlerin bir yansıması oldu benim için. Her insanın sahip olduğu kadar bazı siyasi görüşlere sahiptim ve bu fikirlerin ilgilendiğim alan olan bilişim sektöründe izdüşümü özgür yazılım, açık standartlar ve bu bağlamda Linux idi. Bilginin ve bu bilgiye erişimin sahibinin olmaması, insanların bilgiye özgürce, eşit ve hızlı olarak ulaşması aslında kafamdaki fikirlerin somut bir şekle bürünmüş haliydi ve bu uğurda çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Neyse kendimi çok anlattım aslında söyleyeceklerim farklıydı. İlk zamanlarda özellikle GPL’in verdiği özgürlükler ile başım dönmüş ve fikir haklarına, onları koruyan düzenlemelere karşı bir insan olmuştum. Bugünlerde o zaman takındığım bu düşüncenin ne kadar basit ve yüzeysel olduğunu daha iyi anlıyorum. Aslında fikir haklarına karşı çıkmak bir özgür yazılım savunucusunun yapması gereken son şey herhalde.

Peki neden? Hukuk fakültelerinde haklar kategorileri gösterilirken fikir hakları ayrı bir kategori olarak anlatılır. Bu haklar ne şahsi haklarınız gibi tamamen size aittir ne de eşya üzerindeki haklarınız gibi ete kemiğe bürünmüştür. Eşya ile şahsiyetinizin kesiştiği yerde aklınızdaki ile ürettiğiniz arasında silik çizgilerin üstüne oturur fikir haklarınız. Hukuk düzeni yaptığınız evi koruduğu gibi yazdığınız kitabı bestelediğiniz şarkıyı ya da kodladığınız bilgisayar programını korumalıdır ve zaten korumaktadır. Peki bu koruma gerekli midir? Evet gereklidir. Soru gereksizdir bile. Madem insanı diğer tüm canlılardan ayıran düşünebilmesidir o halde bu düşüncenin ürünü de korumayı hak etmektedir.

İnsanlar düşüncelerinin ürünlerini çoğu zaman diğer insanlarla paylaşmazlar. Örneğin yazdığım onlarca makaleyi şu ana kadar harici hard diskim dışında kimseyle paylaşmayan ben elbette bu makalelerin istenmeyen bir şekilde dağıtılmasını, kopyalanmasını istemem ve bunu engelleyebilmek için bu makaleleri hukuk düzenin korumasını isterim.

Biraz fazla konuştuğumun farkındayım hadi vites atalım ve konuyu somutlaştıralım. Hani yazının başında bir siteden bahsetmiştim. Efendim bu sitede yaşanan bir fikir hakkı ihlali sonucunda çıkan tartışmada fikir haklarının ne kadar gerekli olduğu tartışılmış hatta Linux kullanıcısı fikir haklarını savunmalı mıdır konusuna kadar olay gitmiştir. Biz bildiğiniz gibi çeşitli lisans modelleri ile fikir haklarımızın kullanımını serbest bırakıyoruz. Bu demek değildir biz eserlerimiz üzerinde hukukun bize verdiği haklardan vazgeçiyoruz. Bizler sadece o sözleşmenin koşullarına uyan herkese içinde eserlerimizi değiştirme, tekrar dağıtma gibi çok büyük haklar olan bir özgürlük sunuyoruz. Peki madem bu özgürlükleri sunuyoruz o halde neden haklarımızı koruyalım. Cevabı üst cümlede saklı. Aslında biz bu hakları herkese sunmuyoruz. Sadece GPL ve benzeri lisans modellerinde o lisans modelinin şartlarına uymayı taahhüt edenlere bu hakkı sunuyoruz. Örneğin GPL’de kodumuzun kapatılmasına izin vermiyor ya da lisansın değiştirilmesine izin vermiyoruz. Örneğin Creative Commons’da NC ibaresi koyarak eserlerimizin ticaret konusu yapılmasını engelliyoruz. İşte bu yüzden verdiğimiz özgürlüğün herkese doğru şekilde ulaşması için fikir haklarının korunmasına ihtiyaç duyuyoruz.

Tabi bir de özgür olmayan içerik var. Bilgisayar programları, filmler, kitaplar, şarkılar. Bizi korsan yapan tüm ilgi çekici şeyler! Aslında fikir hakları korunmasa, telif hakları olmasa ne güzel iç birimiz korsan olmayacaktık! Bari en azından ülkemizde üretilmeyen eserler korunmasaydı değil mi!! Özgür yazılımı sadece kullanmaktan öteye bir adım gittiyseniz ve bu fikri destekliyorsanız siz aslında fikir haklarının bir koruyucusunuz demektir. Örneğin, korsan kitap almamalı, kullandığınız programlar lisanslı olmalı, müzik çalmamalısınız. Bunu yapan insanları uyarmalısınız. Yapmanız gereken bir önemli şey ise çevrenize özgür lisansları tanıtmak olmalı. Copyright yerine Copyleft’i anlatmalı, eğer paylaşırlarsa bilginin ve eserlerin değerlerinin nasıl çoğalacağını insanlara anlatmalısınız. Eser sahiplerine eserlerini paylaşmak için alternatifleri olduğunu anlatın. Eğer onlara özgür lisansları doğru anlatırsanız fikir hakları koruması kimse için bir öcü haline gelmez de bizim özgürlüğümüzü koruyan düzenlemeler olur.

İşte bu yüzden, insanların bilgiye, kültüre, eğlenceye eşit olarak ulaşmasını istiyorsanız korsanlık yapmak yerine, korsanı desteklemek yerine insanlara özgür lisansları anlatın, özgür lisansların yayılması için çalışın, bu lisansları dilimize çevirin, ama korsanlık yapmayın, insanların korudukları eserlerini onların haklarına aykırı olarak dağıtmayın ve kendinizle çelişmeyin!

Aklımdan geçenleri çok dağını bir şekildi anlattım sanırım. Eğer isterse gezegen yöneticimiz bu yazıyı gezegenden atabilir biraz uzun ve özensiz oldu =)