Aug 17

Ayrıntılı fotoğraflar ve Pardus kurulum denemeleri yakında yine bu adreste… (Eren’e sevgilerle…)

Güncelleme:

;)

Jun 8

Geçtiğimiz günlerde takip etmeyi çoktan bıraktığım bir sitede neler oluyor diye şöyle bir dolaşayım dedim. Sitede gördüğüm telif hakları ile ilgili bir konu oldukça ilgimi çekti. Tamamını okuma fırsatım ne yazık olmadı ama ne zamandır bloguma yazmak istediğim bir konu hakkında aklımda bir kıvılcım çakmasına neden olacak kadar konuyu okudum.

Bundan yaklaşık 5-6 sene önce -Pardus daha yokken ve o zamanlar bir linux dağıtımını kurmak şu ana göre görece olarak daha zorken- sağdan soldan öğrendiklerimi bir araya getirerek linux kullanmaya başladığımda linux ile ilgili en çok sevdiğim şeylerden biri özgür olmasıydı. Eğer sevmiyorsam sağını solunu değiştirebilecek kendime uyarlayabilecek ve hatta kafama estikçe dağıtabilecektim. Yaşasın demiş ve linux kullanmaya başlamıştım. O günden bu yana Linux ve özgür yazılım savunduğum değerlerin bir yansıması oldu benim için. Her insanın sahip olduğu kadar bazı siyasi görüşlere sahiptim ve bu fikirlerin ilgilendiğim alan olan bilişim sektöründe izdüşümü özgür yazılım, açık standartlar ve bu bağlamda Linux idi. Bilginin ve bu bilgiye erişimin sahibinin olmaması, insanların bilgiye özgürce, eşit ve hızlı olarak ulaşması aslında kafamdaki fikirlerin somut bir şekle bürünmüş haliydi ve bu uğurda çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Neyse kendimi çok anlattım aslında söyleyeceklerim farklıydı. İlk zamanlarda özellikle GPL’in verdiği özgürlükler ile başım dönmüş ve fikir haklarına, onları koruyan düzenlemelere karşı bir insan olmuştum. Bugünlerde o zaman takındığım bu düşüncenin ne kadar basit ve yüzeysel olduğunu daha iyi anlıyorum. Aslında fikir haklarına karşı çıkmak bir özgür yazılım savunucusunun yapması gereken son şey herhalde.

Peki neden? Hukuk fakültelerinde haklar kategorileri gösterilirken fikir hakları ayrı bir kategori olarak anlatılır. Bu haklar ne şahsi haklarınız gibi tamamen size aittir ne de eşya üzerindeki haklarınız gibi ete kemiğe bürünmüştür. Eşya ile şahsiyetinizin kesiştiği yerde aklınızdaki ile ürettiğiniz arasında silik çizgilerin üstüne oturur fikir haklarınız. Hukuk düzeni yaptığınız evi koruduğu gibi yazdığınız kitabı bestelediğiniz şarkıyı ya da kodladığınız bilgisayar programını korumalıdır ve zaten korumaktadır. Peki bu koruma gerekli midir? Evet gereklidir. Soru gereksizdir bile. Madem insanı diğer tüm canlılardan ayıran düşünebilmesidir o halde bu düşüncenin ürünü de korumayı hak etmektedir.

İnsanlar düşüncelerinin ürünlerini çoğu zaman diğer insanlarla paylaşmazlar. Örneğin yazdığım onlarca makaleyi şu ana kadar harici hard diskim dışında kimseyle paylaşmayan ben elbette bu makalelerin istenmeyen bir şekilde dağıtılmasını, kopyalanmasını istemem ve bunu engelleyebilmek için bu makaleleri hukuk düzenin korumasını isterim.

Biraz fazla konuştuğumun farkındayım hadi vites atalım ve konuyu somutlaştıralım. Hani yazının başında bir siteden bahsetmiştim. Efendim bu sitede yaşanan bir fikir hakkı ihlali sonucunda çıkan tartışmada fikir haklarının ne kadar gerekli olduğu tartışılmış hatta Linux kullanıcısı fikir haklarını savunmalı mıdır konusuna kadar olay gitmiştir. Biz bildiğiniz gibi çeşitli lisans modelleri ile fikir haklarımızın kullanımını serbest bırakıyoruz. Bu demek değildir biz eserlerimiz üzerinde hukukun bize verdiği haklardan vazgeçiyoruz. Bizler sadece o sözleşmenin koşullarına uyan herkese içinde eserlerimizi değiştirme, tekrar dağıtma gibi çok büyük haklar olan bir özgürlük sunuyoruz. Peki madem bu özgürlükleri sunuyoruz o halde neden haklarımızı koruyalım. Cevabı üst cümlede saklı. Aslında biz bu hakları herkese sunmuyoruz. Sadece GPL ve benzeri lisans modellerinde o lisans modelinin şartlarına uymayı taahhüt edenlere bu hakkı sunuyoruz. Örneğin GPL’de kodumuzun kapatılmasına izin vermiyor ya da lisansın değiştirilmesine izin vermiyoruz. Örneğin Creative Commons’da NC ibaresi koyarak eserlerimizin ticaret konusu yapılmasını engelliyoruz. İşte bu yüzden verdiğimiz özgürlüğün herkese doğru şekilde ulaşması için fikir haklarının korunmasına ihtiyaç duyuyoruz.

Tabi bir de özgür olmayan içerik var. Bilgisayar programları, filmler, kitaplar, şarkılar. Bizi korsan yapan tüm ilgi çekici şeyler! Aslında fikir hakları korunmasa, telif hakları olmasa ne güzel iç birimiz korsan olmayacaktık! Bari en azından ülkemizde üretilmeyen eserler korunmasaydı değil mi!! Özgür yazılımı sadece kullanmaktan öteye bir adım gittiyseniz ve bu fikri destekliyorsanız siz aslında fikir haklarının bir koruyucusunuz demektir. Örneğin, korsan kitap almamalı, kullandığınız programlar lisanslı olmalı, müzik çalmamalısınız. Bunu yapan insanları uyarmalısınız. Yapmanız gereken bir önemli şey ise çevrenize özgür lisansları tanıtmak olmalı. Copyright yerine Copyleft’i anlatmalı, eğer paylaşırlarsa bilginin ve eserlerin değerlerinin nasıl çoğalacağını insanlara anlatmalısınız. Eser sahiplerine eserlerini paylaşmak için alternatifleri olduğunu anlatın. Eğer onlara özgür lisansları doğru anlatırsanız fikir hakları koruması kimse için bir öcü haline gelmez de bizim özgürlüğümüzü koruyan düzenlemeler olur.

İşte bu yüzden, insanların bilgiye, kültüre, eğlenceye eşit olarak ulaşmasını istiyorsanız korsanlık yapmak yerine, korsanı desteklemek yerine insanlara özgür lisansları anlatın, özgür lisansların yayılması için çalışın, bu lisansları dilimize çevirin, ama korsanlık yapmayın, insanların korudukları eserlerini onların haklarına aykırı olarak dağıtmayın ve kendinizle çelişmeyin!

Aklımdan geçenleri çok dağını bir şekildi anlattım sanırım. Eğer isterse gezegen yöneticimiz bu yazıyı gezegenden atabilir biraz uzun ve özensiz oldu =)

Apr 15

Genellikle üstünde emek sarfedilmiş herhangi bir şeyi yerden yere vurmayı pek sevmem. Sonuçta birileri uğraşmıştır ve sonunda iyi birşeyler çıkardıklarına inanmıştır. Eksik yanlarını söylemek bir yere kadar ama “öeh kardeşim bu ne ya!” dediğim pek olmamıştır. Bu kuralı bugün windows vista için değiştiriyorum.

Efendim neden olduğunu anlatalım da sizleri de daha fazla merakta bırakmayalım. Bir donanımımın üreticisi Linux mu o da ne dediği için bugün bilgisayarda windows çalıştırmak zorunda kaldım. Asus p5b anakart üzerinde 3.02 ghz e4300 işlemci (evet overclock, evet stabil, evet ısınmıyor, evet su soğutmalı) 3 gb 800 mhz Corshair ram ve Nvidia 7600 gs sonic (evet o da overclock + stabil + özel hava soğutmalı) gibi standartların biraz üstünde (hadi alçak gönüllü olmayalım ve güçlü diyelim) bir sistem kullanıyorum. Pardus’un en zor işlemleri bile bir pazar günü sahilde dolaşan genç çiftlerin coşkusu ve rahatlığı içinde yaptığı bu bilgisayarda windows vista’nın boot etmesi tam 3 dakika sürdü. Boot ettikten sonra anti-virüs programı kendini güncelledi ve hadi canım görüşürüz deyip sistemi yeniden başlattı hemen ardından tekrar açılan sistem bu sefer windows’un zibilyonuncu güvenlik güncellemesi nedeni ile yeniden başladı. Ben çoktan gidip yeni donanım alıp işimi halletsem mi diye düşünürken bu sefer sevgili işletim sistemi açıldığında kapanmaması gerektiğini aslında doğal davranışının çalışmak olduğunu hatırlayıverdi. Kendisini tebrik ettiğim sırada daha startup’da otomatik çalışan programların açılması işkencesi vardı. Herneyse hepsi bittikten sonra internetten donanım sürücülerini çektim ve daha sonra kurdum. Hadi artık bağla USB’yi dediği anda bağladım ve donanımım amerikayı yeniden keşfedebileceğim bir sürede tanındı. Tüm bunların yanı sıra sistemin genelinde olan yavaşlık acaba benim bilgisayarımda bir sorun mu var dememe neden oldu.

Hiç üşenmedim ve en yavaş parça olan harddisk’den şüphelendim. 160 gblık 7200 seagate harddisk’im jmicron sata kontrolörü üzerinden bilgisayara bağlıydı.  Acaba bu sistem hakikaten böyle mi yoksa bir sata sürücü uyumsuzluğuna mı kurban gidiyorum diye merak ettiğim dakikalarda hadi bakalım üşenme Akın dedim ve çeyiz sandığımın en nadide yerinde duran 74 gb’lık 10.000 rpm hızında görenlerin sevdiği sevenlerin bildiği bilenlerin istediği Raptor’umu çıkarıp bilgisayara bağladım. Hem Intel’in ICH8 hem de JMicron’un kontrolörü üstünde gerçekleştirdiğim testler sonucunda günlük hayatta windows vista kullananlara üzüldüm hatta bir süre acıdım…

Olmamış…

Not: Meraklı arkadaşlara iki temiz kurulum yaptığımı ve en güncel sürücüleri yükleyip güncellemeleri yaptığımızı söyleyelim. Daha meraklı arkadaşlara premium kullandığımı çok daha meraklı arkadaşlara lisanslı olduğunu belirtelim.

-EoT-

Apr 10

OOXML’in standart olmasının ardından çok şeyler yazılabilir çok şeyler söylenebilir. Microsoft’un lobi çalışmaları, ülkelerin usulsüzlükleri bir yana en azından biz Özgürlük İçin topluluğu olarak bir anlamda kendi kapımızın önünü süpürdük ve ülkemizin evet oyu vermesini engelledik.

Aslında belki de bu konu ile ilgili mücadele bundan sonra başlıyor. Microsoft’un BRM toplantısında da temsilciliğini yapan lobi grubu geçtiğimiz günlerde OOXML ile ilgili en hafif hali ile “sevimsiz” bir açıklama yaparak WTO TBT (Dünya Ticaret Örgütü - Ticarette teknik engellerin kaldırılması antlaşması) uyarınca ileride andlaşmaya taraf devletlere karşı hukuki hakların kullanabileceğini ve devletlerin bu konuda dikkatli olmasını istedi.

Hemen açıklayalım bu ne demek. WTO dünyada her ülkenin kendi özel ticaret standartları olması ve bunların diğer ülkelerle ticarette sorun çıkarması nedeni ile standartların andlaşmaya taraf devletlerin tamamı tarafından tanınması için bir çalışma başlattı. Bunun sonucunda örneğin ülkenizde uzunluk ölçüsü olarak X birimi geçerliyken ticaret yaptığınız ülkede Y birimi geçerliyse birbirinizin birimlerini tanımak zorunda kalıyor ve ” Birim X olmazsa hayatta ticaret yapmam” diyemiyorsunuz.

Peki bunun OOXML ile ilgisi ne diyeceksiniz. Artık OOXML de bir standart olduğuna göre sözleşmeye taraf devletlerin benim ülkemde sadece ODF kullanılır demesi TBT kurallarına aykırılık olarak yorumlanma tehlikesine neden olabilir.

Bu durumda ilerleyen aylarda ilginç hukuki çatışmalar görmemiz mümkün…

Biz ne yapabiliriz sorusuna gelelim. Dilimize neden OOXML’e karşı olduğumuzu belirtecek metinler kazandırmaya, çeviriler yapmaya devam edebilir; devletin ilgili kademelerine bu belgelerin ulaşmasını sağlayabiliriz. Bu sayede daha çok insanı bilinçlendirebilir ve OOXML’in kullanılmasını engelleyebiliriz.

Desteğiniz ve ilginiz bizim için hala çok önemli…

Mar 7

anyway, i can try
anything it’s the same circle
that leads to nowhere and i’m tired now diye başlayan güzel bir şarkı vardır Yann Tiersen’e ait.

Son iki gündür okuduklarım bana bu sözleri mırıldanma ihtiyacı hissettirdi. Özgür yazılımı kullanan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor diye sevinirken; bazen insanların bu yazılımları sadece kullandıkları ve fakat bu işin arkasında yer alan özgür yazılımın felsefesini anlamadıklarını düşünmüyor değilim. Özgür ya da açık kaynak kodlu yazılımı -siz nasıl telaffuz etmek isterseniz- koruyan iki temel kavram var.

a) Bu ürünlerin markaları

b) Bu ürünlerin lisansları ve fikri mülkiyet hakları

Özgür yazılımı alırım kafama göre kullanırım kimseye sormam diye algılamak son derece yanlış. GPL - ve türevleri - ancak içlerinde belirttiği şartları sağlamanız durumunda size o yazılımı özgürce kullanma yetkisini verirler.

Bir eser niteliğinde olan bilgisayar programı sizin ülkenizde üretilmese bile bu onun lisansına aykırı bir biçimde kullanılmasının yerel hukukunuzda illegal bir statü oluşturmayacağı anlamına g e l m e z .

Umuyorum yüksek lisans çalışmamı özgür yazılımın hukuki temellerini anlatmak konusuna adayacağım. Bu zamana kadar eğer biraz nedir bu özgür yazılım diye anlamak istiyorsanız fikir ve sanat eserleri kanuna göz atın. En azından GPL’i bir kere okuyun…

Feb 21

Bildiğiniz gibi OOXML, Microsoft tarafından yaratıldıktan sonra ECMA tarafından standart olarak duyurulan ve bugünlerde ISO/IEC’ye de standar olarak kabul ettirilmeye çalışılan bir dosya biçimi. Tüm tartışmalar bir yana OOXML’in ne kadar ciddiyetle hazırlandığı aşağıda yer alan örnekten belli oluyor.

Efendim malumunuz ayın 25′inde Cenova’da başlayacak olan toplantıda ülkelerin itirazları görüşülecek. Hindistan daha önce bildirdiği itirazında  “Bu standardın adı Office Open XML. Microsoft bile basın bültenlerinde bu ismi Open Office XML şeklinde hatalı olarak yazmakta ve bu yüzden standardın OpenOffice ile ilgisi var gibi bir algılama yaratmaktadır. Bu yüzden farklı bir ad seçilmelidir” demiş ve marjinal bir itirazda bulunmuştu.

ECMA itirazı tartışmadan reddetmiş ve “kesinlikle bir karışılık yaşanmasının mümkün olmadığını” söylemişti. Kendileri itirazlara yazdıkları cevapların bir başka kısmında aynen şunu söylüyorlar :

“There is no specific definition of macro languages in the Open Office XML specification […]”

Lahana turşusu tadında perhiz yapmak bu olsa gerek :)

Feb 20

Doğrudan Pardus ile ilgili olmasa bile dolaylı olarak özgür yazılımı ilgilendiren bir konuda ama en çok kendimle ilgili yazmak istedim. Bugünden itibaren Yeditepe Üni. Hukuk Fakültesi öğrencisi sevgili arkadaşım Aral Kızılkaya fikri mülkiyet ve açık kaynakla ilgili yaptığım araştırma / çalışmalara destek olacak.

Hoşgeldin Aral…

Dec 30
1001 üye masalı
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 Pardus, ozgurlukicin.com | icon4 30 / 12 / 2007| icon31 yorum var »

Bir masaldan bahsedeyim size bugece. Sizin desteklerinizle ayakta duran ve Vikipedi’den sonra ülkemizin en canlı Wiki projesi olan tr.pardus.wiki.org 1001 üyesi ve toplam 372 maddesi ile Pardus kullanıcılarının baş ucu referans kaynağı olarak hayatına devam ediyor.

Wiki’de yer alan maddelerin çok büyük bir kısmı kendi alanlarında en fazla bilgi içeren Türkçe kaynak olma özelliğine sahip. Ayrıca PardusWiki yüklendiği lisans çevirileri ve üyelerinin bu konunda yaptıkları çalışmalarla beraber copyleft lisansları ile ilgili ülkemizdeki en duyarlı ve en bilgili Wiki olma özelliğini koruyor.

1000 ve 1001. üyemize sevgiler… 10000ler üye olup maddeler 100000leri bulana kadar çalışmaya devam :)

Nov 24

Resmi olarak olmasa bile - konu ile ilgili vakit bulup temasa geçemedim Bilgi Üniversitesi ile ancak Aralık ayında- Creative Commons Türkçe Çeviri Takımı Facebook üzerinde bir araya gelmeye başladı…

Eğer destek verebileceğinize inanıyorsanız bekleriz gruba

Nov 19

:) Hoşgeldin Lynx lynx
ftp://ftp.pardus.org.tr/pub/pardus/kurulan/2007.3/Pardus-Kurulan-2007.3.iso

« Geçmiş zaman olur ki