15

Bundan dört sene önce ve tam olarak 20 Haziran 2004′te ÖSS’ye girmiş olan ben bugünlerde hala nasıl kazandığımı bir türlü kavrayamadığım İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin son demlerini yaşıyorum. Dört senede bitirmenin ömürden beş sene götürdüğü söylenen bu okulun ömründen ömür gitmiş mezunlarından biri olabilmemiz için ben ve sevgili SedA’nın önünde 15 günlük bir zaman dilimi içinde atlatılması gereken dokuz final kaldı. Bu süre içinde pek sesimiz soluğumuz çıkmayabilecek bile olsa özgürlükiçin’in içerik yönetiminin ve diğer işlerin (bekleyin göreceksiniz :P) aksamaması için elimizden geleni yapacağız.

Kısacası bize şans dileyin :P

8

Geçtiğimiz günlerde takip etmeyi çoktan bıraktığım bir sitede neler oluyor diye şöyle bir dolaşayım dedim. Sitede gördüğüm telif hakları ile ilgili bir konu oldukça ilgimi çekti. Tamamını okuma fırsatım ne yazık olmadı ama ne zamandır bloguma yazmak istediğim bir konu hakkında aklımda bir kıvılcım çakmasına neden olacak kadar konuyu okudum.

Bundan yaklaşık 5-6 sene önce -Pardus daha yokken ve o zamanlar bir linux dağıtımını kurmak şu ana göre görece olarak daha zorken- sağdan soldan öğrendiklerimi bir araya getirerek linux kullanmaya başladığımda linux ile ilgili en çok sevdiğim şeylerden biri özgür olmasıydı. Eğer sevmiyorsam sağını solunu değiştirebilecek kendime uyarlayabilecek ve hatta kafama estikçe dağıtabilecektim. Yaşasın demiş ve linux kullanmaya başlamıştım. O günden bu yana Linux ve özgür yazılım savunduğum değerlerin bir yansıması oldu benim için. Her insanın sahip olduğu kadar bazı siyasi görüşlere sahiptim ve bu fikirlerin ilgilendiğim alan olan bilişim sektöründe izdüşümü özgür yazılım, açık standartlar ve bu bağlamda Linux idi. Bilginin ve bu bilgiye erişimin sahibinin olmaması, insanların bilgiye özgürce, eşit ve hızlı olarak ulaşması aslında kafamdaki fikirlerin somut bir şekle bürünmüş haliydi ve bu uğurda çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Neyse kendimi çok anlattım aslında söyleyeceklerim farklıydı. İlk zamanlarda özellikle GPL’in verdiği özgürlükler ile başım dönmüş ve fikir haklarına, onları koruyan düzenlemelere karşı bir insan olmuştum. Bugünlerde o zaman takındığım bu düşüncenin ne kadar basit ve yüzeysel olduğunu daha iyi anlıyorum. Aslında fikir haklarına karşı çıkmak bir özgür yazılım savunucusunun yapması gereken son şey herhalde.

Peki neden? Hukuk fakültelerinde haklar kategorileri gösterilirken fikir hakları ayrı bir kategori olarak anlatılır. Bu haklar ne şahsi haklarınız gibi tamamen size aittir ne de eşya üzerindeki haklarınız gibi ete kemiğe bürünmüştür. Eşya ile şahsiyetinizin kesiştiği yerde aklınızdaki ile ürettiğiniz arasında silik çizgilerin üstüne oturur fikir haklarınız. Hukuk düzeni yaptığınız evi koruduğu gibi yazdığınız kitabı bestelediğiniz şarkıyı ya da kodladığınız bilgisayar programını korumalıdır ve zaten korumaktadır. Peki bu koruma gerekli midir? Evet gereklidir. Soru gereksizdir bile. Madem insanı diğer tüm canlılardan ayıran düşünebilmesidir o halde bu düşüncenin ürünü de korumayı hak etmektedir.

İnsanlar düşüncelerinin ürünlerini çoğu zaman diğer insanlarla paylaşmazlar. Örneğin yazdığım onlarca makaleyi şu ana kadar harici hard diskim dışında kimseyle paylaşmayan ben elbette bu makalelerin istenmeyen bir şekilde dağıtılmasını, kopyalanmasını istemem ve bunu engelleyebilmek için bu makaleleri hukuk düzenin korumasını isterim.

Biraz fazla konuştuğumun farkındayım hadi vites atalım ve konuyu somutlaştıralım. Hani yazının başında bir siteden bahsetmiştim. Efendim bu sitede yaşanan bir fikir hakkı ihlali sonucunda çıkan tartışmada fikir haklarının ne kadar gerekli olduğu tartışılmış hatta Linux kullanıcısı fikir haklarını savunmalı mıdır konusuna kadar olay gitmiştir. Biz bildiğiniz gibi çeşitli lisans modelleri ile fikir haklarımızın kullanımını serbest bırakıyoruz. Bu demek değildir biz eserlerimiz üzerinde hukukun bize verdiği haklardan vazgeçiyoruz. Bizler sadece o sözleşmenin koşullarına uyan herkese içinde eserlerimizi değiştirme, tekrar dağıtma gibi çok büyük haklar olan bir özgürlük sunuyoruz. Peki madem bu özgürlükleri sunuyoruz o halde neden haklarımızı koruyalım. Cevabı üst cümlede saklı. Aslında biz bu hakları herkese sunmuyoruz. Sadece GPL ve benzeri lisans modellerinde o lisans modelinin şartlarına uymayı taahhüt edenlere bu hakkı sunuyoruz. Örneğin GPL’de kodumuzun kapatılmasına izin vermiyor ya da lisansın değiştirilmesine izin vermiyoruz. Örneğin Creative Commons’da NC ibaresi koyarak eserlerimizin ticaret konusu yapılmasını engelliyoruz. İşte bu yüzden verdiğimiz özgürlüğün herkese doğru şekilde ulaşması için fikir haklarının korunmasına ihtiyaç duyuyoruz.

Tabi bir de özgür olmayan içerik var. Bilgisayar programları, filmler, kitaplar, şarkılar. Bizi korsan yapan tüm ilgi çekici şeyler! Aslında fikir hakları korunmasa, telif hakları olmasa ne güzel iç birimiz korsan olmayacaktık! Bari en azından ülkemizde üretilmeyen eserler korunmasaydı değil mi!! Özgür yazılımı sadece kullanmaktan öteye bir adım gittiyseniz ve bu fikri destekliyorsanız siz aslında fikir haklarının bir koruyucusunuz demektir. Örneğin, korsan kitap almamalı, kullandığınız programlar lisanslı olmalı, müzik çalmamalısınız. Bunu yapan insanları uyarmalısınız. Yapmanız gereken bir önemli şey ise çevrenize özgür lisansları tanıtmak olmalı. Copyright yerine Copyleft’i anlatmalı, eğer paylaşırlarsa bilginin ve eserlerin değerlerinin nasıl çoğalacağını insanlara anlatmalısınız. Eser sahiplerine eserlerini paylaşmak için alternatifleri olduğunu anlatın. Eğer onlara özgür lisansları doğru anlatırsanız fikir hakları koruması kimse için bir öcü haline gelmez de bizim özgürlüğümüzü koruyan düzenlemeler olur.

İşte bu yüzden, insanların bilgiye, kültüre, eğlenceye eşit olarak ulaşmasını istiyorsanız korsanlık yapmak yerine, korsanı desteklemek yerine insanlara özgür lisansları anlatın, özgür lisansların yayılması için çalışın, bu lisansları dilimize çevirin, ama korsanlık yapmayın, insanların korudukları eserlerini onların haklarına aykırı olarak dağıtmayın ve kendinizle çelişmeyin!

Aklımdan geçenleri çok dağını bir şekildi anlattım sanırım. Eğer isterse gezegen yöneticimiz bu yazıyı gezegenden atabilir biraz uzun ve özensiz oldu =)

Mys 16
2 gün ara
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ben, ozgurlukicin.com | icon4 16 / 05 / 2008| icon3Yorum yapılmamış »

akin@life ~ $ free
total used free
Mem:  2027 0
Swap:  299 0

akin@life ~ $ reboot

=)

2 gün boyunca bilgisayarım yanımda olmasına rağmen muhtemelen internetten uzak olacağım. Bu süre zarfında Özgürlükİçin’de yapılması gereken işlerin bir listesini çıkarmayı ve döndükten sonra da bizi bir adım daha ileriye taşıyacak bu yapılacaklar listesini svn’de yayınlamayı ayrıca birkaç yazı yazmayı ve yapılacak işlerin bir programını çıkarmayı planlıyorum. Sanıyorum bu süre zarfında en büyük yardımcım hep kullandığım FreeMind olacak.

Kendime verimli size eğlenceli bir haftasonu diliyorum =)

Mys 9

Özgürlükİçin editörümüz sevgili SedA aramıza katıldıktan sonra “geek” olma yolunda hızla ilerliyor. En son bu sabah 2008 geliştirici sürümüne gelen güncellemelere bakıp, hafta sonunda open office merge edilir herhalde cümlesini kuran SedA’yı zaman zaman konsolda root olup pisi up yaparken yakalıyoruz.

Geçen gün ofiste birden internet bağlantısının kopmasını takiben geçen bir cümlede

-a: arkadaşlar modemi yeniden başlatıyorum. modemden ip alın tekrar
-s: network up $connection_name ile alıyoruz değil mi?
-a: ??

Kim demiş bayanlar terminal kullanmaz diye…

Mys 2

Bilenler bilir sıkı bir oyun severimdir. Hemen hemen doksanlı yıllardan beri atari salonlarından sega master sistemlere, amiga’dan commodore 64′e ve daha sonra PC’ye geçtim. Şimdilerde boş zamanımı -tamam kabul artık yok- PlayStation (1-2-3), PSP, Nintendo DS, Wii gibi cihazlarla dolduruyorum fakat sanırım bugün Özgürlükİçin forumlarında okuduğum bir haber beni PC dünyasına geri döndürecek.

Efendim aslında oyun sunucusu açacağımızdan zaten çeşitli noktalarda bahsetmiştik. Zaten bir süredir aktif olan sunucuda “test” adı altında oyun oynuyorduk. Sağolsun sevgili SedA’nın bizi “arkadaşlar bunlar adresi size vermiyor yoksa kendileri oynuyorlar” diye afişe etmesinden sonra bugün itibari ile Özgürlükİçin Oyun Sunucusu siz sevgili üyelerimizin hizmetine girmiş bulunuyor. Sevgili Uğur ve Eren’e bu konuda çalıştıkları için teşekkürler. Bu arada biz açtık diye söylemiyorum kendisi Türkiye’nin en hızlı oyun sunucuları listesinde ilk sıralarda =)

Sunucuya bağlanmak için UrbanTerror’ü çalıştırmanız ve play online demeniz ve daha sonra Get New List butonu ile yeni sunucu listesini almanız gerekmekte. Beraber oyun oynamak için sizi de bekleriz…

Not: Eğer oyunu daha önceden kurmadıysanız ve 800 mb gibi bir download sizin için fazlaysa oyunun pisi paketi bu ay dergimiz LINUXnet tarafından dağıtılıyor…

Nisan 21

Bugün güzel bir haberi vermek için yazıyorum. Özgürlükİçin gün geçtikçe daha hızlı adımlarla gelişmeye devam ederken bugün aramıza yeni bir editör katıldı. Sevgili Seda Akay, bugünden itibaren Özgürlükİçin süreçlerinde bizimle beraber çalışacak. Forumda da yöneticilik yapacak olan Seda “SedA” Akay’a topluluğumuzun da yapacağı işte destek olacağına eminim =)

Başarılar Seda…

Nisan 15

Genellikle üstünde emek sarfedilmiş herhangi bir şeyi yerden yere vurmayı pek sevmem. Sonuçta birileri uğraşmıştır ve sonunda iyi birşeyler çıkardıklarına inanmıştır. Eksik yanlarını söylemek bir yere kadar ama “öeh kardeşim bu ne ya!” dediğim pek olmamıştır. Bu kuralı bugün windows vista için değiştiriyorum.

Efendim neden olduğunu anlatalım da sizleri de daha fazla merakta bırakmayalım. Bir donanımımın üreticisi Linux mu o da ne dediği için bugün bilgisayarda windows çalıştırmak zorunda kaldım. Asus p5b anakart üzerinde 3.02 ghz e4300 işlemci (evet overclock, evet stabil, evet ısınmıyor, evet su soğutmalı) 3 gb 800 mhz Corshair ram ve Nvidia 7600 gs sonic (evet o da overclock + stabil + özel hava soğutmalı) gibi standartların biraz üstünde (hadi alçak gönüllü olmayalım ve güçlü diyelim) bir sistem kullanıyorum. Pardus’un en zor işlemleri bile bir pazar günü sahilde dolaşan genç çiftlerin coşkusu ve rahatlığı içinde yaptığı bu bilgisayarda windows vista’nın boot etmesi tam 3 dakika sürdü. Boot ettikten sonra anti-virüs programı kendini güncelledi ve hadi canım görüşürüz deyip sistemi yeniden başlattı hemen ardından tekrar açılan sistem bu sefer windows’un zibilyonuncu güvenlik güncellemesi nedeni ile yeniden başladı. Ben çoktan gidip yeni donanım alıp işimi halletsem mi diye düşünürken bu sefer sevgili işletim sistemi açıldığında kapanmaması gerektiğini aslında doğal davranışının çalışmak olduğunu hatırlayıverdi. Kendisini tebrik ettiğim sırada daha startup’da otomatik çalışan programların açılması işkencesi vardı. Herneyse hepsi bittikten sonra internetten donanım sürücülerini çektim ve daha sonra kurdum. Hadi artık bağla USB’yi dediği anda bağladım ve donanımım amerikayı yeniden keşfedebileceğim bir sürede tanındı. Tüm bunların yanı sıra sistemin genelinde olan yavaşlık acaba benim bilgisayarımda bir sorun mu var dememe neden oldu.

Hiç üşenmedim ve en yavaş parça olan harddisk’den şüphelendim. 160 gblık 7200 seagate harddisk’im jmicron sata kontrolörü üzerinden bilgisayara bağlıydı.  Acaba bu sistem hakikaten böyle mi yoksa bir sata sürücü uyumsuzluğuna mı kurban gidiyorum diye merak ettiğim dakikalarda hadi bakalım üşenme Akın dedim ve çeyiz sandığımın en nadide yerinde duran 74 gb’lık 10.000 rpm hızında görenlerin sevdiği sevenlerin bildiği bilenlerin istediği Raptor’umu çıkarıp bilgisayara bağladım. Hem Intel’in ICH8 hem de JMicron’un kontrolörü üstünde gerçekleştirdiğim testler sonucunda günlük hayatta windows vista kullananlara üzüldüm hatta bir süre acıdım…

Olmamış…

Not: Meraklı arkadaşlara iki temiz kurulum yaptığımı ve en güncel sürücüleri yükleyip güncellemeleri yaptığımızı söyleyelim. Daha meraklı arkadaşlara premium kullandığımı çok daha meraklı arkadaşlara lisanslı olduğunu belirtelim.

-EoT-

Nisan 10

OOXML’in standart olmasının ardından çok şeyler yazılabilir çok şeyler söylenebilir. Microsoft’un lobi çalışmaları, ülkelerin usulsüzlükleri bir yana en azından biz Özgürlük İçin topluluğu olarak bir anlamda kendi kapımızın önünü süpürdük ve ülkemizin evet oyu vermesini engelledik.

Aslında belki de bu konu ile ilgili mücadele bundan sonra başlıyor. Microsoft’un BRM toplantısında da temsilciliğini yapan lobi grubu geçtiğimiz günlerde OOXML ile ilgili en hafif hali ile “sevimsiz” bir açıklama yaparak WTO TBT (Dünya Ticaret Örgütü - Ticarette teknik engellerin kaldırılması antlaşması) uyarınca ileride andlaşmaya taraf devletlere karşı hukuki hakların kullanabileceğini ve devletlerin bu konuda dikkatli olmasını istedi.

Hemen açıklayalım bu ne demek. WTO dünyada her ülkenin kendi özel ticaret standartları olması ve bunların diğer ülkelerle ticarette sorun çıkarması nedeni ile standartların andlaşmaya taraf devletlerin tamamı tarafından tanınması için bir çalışma başlattı. Bunun sonucunda örneğin ülkenizde uzunluk ölçüsü olarak X birimi geçerliyken ticaret yaptığınız ülkede Y birimi geçerliyse birbirinizin birimlerini tanımak zorunda kalıyor ve ” Birim X olmazsa hayatta ticaret yapmam” diyemiyorsunuz.

Peki bunun OOXML ile ilgisi ne diyeceksiniz. Artık OOXML de bir standart olduğuna göre sözleşmeye taraf devletlerin benim ülkemde sadece ODF kullanılır demesi TBT kurallarına aykırılık olarak yorumlanma tehlikesine neden olabilir.

Bu durumda ilerleyen aylarda ilginç hukuki çatışmalar görmemiz mümkün…

Biz ne yapabiliriz sorusuna gelelim. Dilimize neden OOXML’e karşı olduğumuzu belirtecek metinler kazandırmaya, çeviriler yapmaya devam edebilir; devletin ilgili kademelerine bu belgelerin ulaşmasını sağlayabiliriz. Bu sayede daha çok insanı bilinçlendirebilir ve OOXML’in kullanılmasını engelleyebiliriz.

Desteğiniz ve ilginiz bizim için hala çok önemli…

Nisan 9
Sınavlar
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ben | icon4 9 / 04 / 2008| icon3Yorum yapılmamış »

Sınavlar başladı… An itibari ile üç sınav oldum ve bugün saat 2′de bir de iş hukuku sınavım var… :-/

Nisan 8
İnsan Hakları Usul Hukuku ve Ben
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ben | icon4 8 / 04 / 2008| icon3Yorum yapılmamış »

Bugün insan hakları usul hukuku sınavından 70 alarak kendime öeh be deme hakkımı sonuna kadar kullandım =) Seda’ya teşekkür etmek lazım aslında o olmasa ben hayatta çalışmazdım bu derse ;)

« Geçmiş zaman olur ki Geleceğe dönüş »