Apr 15

Genellikle üstünde emek sarfedilmiş herhangi bir şeyi yerden yere vurmayı pek sevmem. Sonuçta birileri uğraşmıştır ve sonunda iyi birşeyler çıkardıklarına inanmıştır. Eksik yanlarını söylemek bir yere kadar ama “öeh kardeşim bu ne ya!” dediğim pek olmamıştır. Bu kuralı bugün windows vista için değiştiriyorum.

Efendim neden olduğunu anlatalım da sizleri de daha fazla merakta bırakmayalım. Bir donanımımın üreticisi Linux mu o da ne dediği için bugün bilgisayarda windows çalıştırmak zorunda kaldım. Asus p5b anakart üzerinde 3.02 ghz e4300 işlemci (evet overclock, evet stabil, evet ısınmıyor, evet su soğutmalı) 3 gb 800 mhz Corshair ram ve Nvidia 7600 gs sonic (evet o da overclock + stabil + özel hava soğutmalı) gibi standartların biraz üstünde (hadi alçak gönüllü olmayalım ve güçlü diyelim) bir sistem kullanıyorum. Pardus’un en zor işlemleri bile bir pazar günü sahilde dolaşan genç çiftlerin coşkusu ve rahatlığı içinde yaptığı bu bilgisayarda windows vista’nın boot etmesi tam 3 dakika sürdü. Boot ettikten sonra anti-virüs programı kendini güncelledi ve hadi canım görüşürüz deyip sistemi yeniden başlattı hemen ardından tekrar açılan sistem bu sefer windows’un zibilyonuncu güvenlik güncellemesi nedeni ile yeniden başladı. Ben çoktan gidip yeni donanım alıp işimi halletsem mi diye düşünürken bu sefer sevgili işletim sistemi açıldığında kapanmaması gerektiğini aslında doğal davranışının çalışmak olduğunu hatırlayıverdi. Kendisini tebrik ettiğim sırada daha startup’da otomatik çalışan programların açılması işkencesi vardı. Herneyse hepsi bittikten sonra internetten donanım sürücülerini çektim ve daha sonra kurdum. Hadi artık bağla USB’yi dediği anda bağladım ve donanımım amerikayı yeniden keşfedebileceğim bir sürede tanındı. Tüm bunların yanı sıra sistemin genelinde olan yavaşlık acaba benim bilgisayarımda bir sorun mu var dememe neden oldu.

Hiç üşenmedim ve en yavaş parça olan harddisk’den şüphelendim. 160 gblık 7200 seagate harddisk’im jmicron sata kontrolörü üzerinden bilgisayara bağlıydı.  Acaba bu sistem hakikaten böyle mi yoksa bir sata sürücü uyumsuzluğuna mı kurban gidiyorum diye merak ettiğim dakikalarda hadi bakalım üşenme Akın dedim ve çeyiz sandığımın en nadide yerinde duran 74 gb’lık 10.000 rpm hızında görenlerin sevdiği sevenlerin bildiği bilenlerin istediği Raptor’umu çıkarıp bilgisayara bağladım. Hem Intel’in ICH8 hem de JMicron’un kontrolörü üstünde gerçekleştirdiğim testler sonucunda günlük hayatta windows vista kullananlara üzüldüm hatta bir süre acıdım…

Olmamış…

Not: Meraklı arkadaşlara iki temiz kurulum yaptığımı ve en güncel sürücüleri yükleyip güncellemeleri yaptığımızı söyleyelim. Daha meraklı arkadaşlara premium kullandığımı çok daha meraklı arkadaşlara lisanslı olduğunu belirtelim.

-EoT-

Apr 10

OOXML’in standart olmasının ardından çok şeyler yazılabilir çok şeyler söylenebilir. Microsoft’un lobi çalışmaları, ülkelerin usulsüzlükleri bir yana en azından biz Özgürlük İçin topluluğu olarak bir anlamda kendi kapımızın önünü süpürdük ve ülkemizin evet oyu vermesini engelledik.

Aslında belki de bu konu ile ilgili mücadele bundan sonra başlıyor. Microsoft’un BRM toplantısında da temsilciliğini yapan lobi grubu geçtiğimiz günlerde OOXML ile ilgili en hafif hali ile “sevimsiz” bir açıklama yaparak WTO TBT (Dünya Ticaret Örgütü - Ticarette teknik engellerin kaldırılması antlaşması) uyarınca ileride andlaşmaya taraf devletlere karşı hukuki hakların kullanabileceğini ve devletlerin bu konuda dikkatli olmasını istedi.

Hemen açıklayalım bu ne demek. WTO dünyada her ülkenin kendi özel ticaret standartları olması ve bunların diğer ülkelerle ticarette sorun çıkarması nedeni ile standartların andlaşmaya taraf devletlerin tamamı tarafından tanınması için bir çalışma başlattı. Bunun sonucunda örneğin ülkenizde uzunluk ölçüsü olarak X birimi geçerliyken ticaret yaptığınız ülkede Y birimi geçerliyse birbirinizin birimlerini tanımak zorunda kalıyor ve ” Birim X olmazsa hayatta ticaret yapmam” diyemiyorsunuz.

Peki bunun OOXML ile ilgisi ne diyeceksiniz. Artık OOXML de bir standart olduğuna göre sözleşmeye taraf devletlerin benim ülkemde sadece ODF kullanılır demesi TBT kurallarına aykırılık olarak yorumlanma tehlikesine neden olabilir.

Bu durumda ilerleyen aylarda ilginç hukuki çatışmalar görmemiz mümkün…

Biz ne yapabiliriz sorusuna gelelim. Dilimize neden OOXML’e karşı olduğumuzu belirtecek metinler kazandırmaya, çeviriler yapmaya devam edebilir; devletin ilgili kademelerine bu belgelerin ulaşmasını sağlayabiliriz. Bu sayede daha çok insanı bilinçlendirebilir ve OOXML’in kullanılmasını engelleyebiliriz.

Desteğiniz ve ilginiz bizim için hala çok önemli…

Apr 9
Sınavlar
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ben | icon4 9 / 04 / 2008| icon3Yorum yapılmamış »

Sınavlar başladı… An itibari ile üç sınav oldum ve bugün saat 2′de bir de iş hukuku sınavım var… :-/

Apr 8
İnsan Hakları Usul Hukuku ve Ben
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ben | icon4 8 / 04 / 2008| icon3Yorum yapılmamış »

Bugün insan hakları usul hukuku sınavından 70 alarak kendime öeh be deme hakkımı sonuna kadar kullandım =) Seda’ya teşekkür etmek lazım aslında o olmasa ben hayatta çalışmazdım bu derse ;)

Apr 6

Merhabalar,

Özgürlükİçin zaman zaman beni de çok şaşırtan bir hızla büyümeye devam ediyor. Bu süreç içersinde Özgürlükİçin’in ilk yayına başladığı sunucu artık ilginiz karşısında zaman zaman kilitlenmeye başlamıştı. Bu günden itibaren geçtiğimiz yeni sunucu ile hem artık işlemci gücü ve ram kapasitesi yüksek bir sunucuda çok daha sağlıklı bir hizmet vermeye devam edeceğiz hem de bundan sonra sizin için hazırladığımız güzel sürprizleri birer birer açıklamaya başlayacağız.

Çok kısa bir süre içinde Pardus için çalışan, üreten ve paylaşan bir topluluk oluşurken bizim için durmaksızın çalışan sevgili eski sunucumuza da buradan bir teşekkür edelim.

Desteğinizle hep daha iyi günlere…

Not: Blogumun admin panelini bozduğum bir anda Özgürlükİçin’de de yakında yayına alacağımız KBlogger yazısı ile yardıma yetişen ve bu satırları yazmamı sağlayan sevgili H. Gökhan "dreamore" Sarı’ya da buradan bir teşekkür yollayalım ;)

Mar 16

Dün akşam Özgürlükİçin Forumlarında yeni mesaj filtresini sevgili Uğur Çetin ile birlikte yazmayı bitirdik. Bu tarih bundan büyükse ama şundan küçükse bir de şu buradan farklıysa diye düşüne düşüne yaptığımız bu filtrede sevgili Denis ve Ahmet’in de katkıları büyüktü. Kendilerine de teşekkürler…

Tüm bunları yaptıktan sonra bundan altı ay önce nerede olduğumuzu hatta Özgürlükİçin projesine başlarken nerede olduğumuzu düşündüm. Benim açımdan 30 Mayıs 2007 Çarşamba günü ilk mesajımı özgürlükiçin e-posta listesine attıktan sonra yapılanlar ve gelişim hızı aslında baş döndürücü.

Şimdi dönüp biraz geçmişe bakıyorum da Özgürlükİçin’de editörlük görevinin bana da verildiği gün olan 12 Temmuz tarihi ile bugün arasında çok fark var. Yazılarının kalitesi, topluluk üyelerinin olgunluğu ve paylaşımcılığı ile Özgürlükİçin, Türkiye’nin en önemli özgür yazılım portallarından biri haline geldi. (alçak gönüllü olmakta fayda var :)) Bunun yanında Özgürlükİçin, genel yapısına bakıldığında kolay özelleştirilebilir ve Django’nun her nimetinden faydalanan sürekli geliştirilen bir içerik yönetim sistemi de oldu aynı zamanda.

Linux ile ilgili haber yapan çoğu web sitesi artık haberlerini Özgürlükİçin haberlerinden derleyip yayına alıyorlar. Tanıdık tanımadık bir çok web sitesinde özgürlükiçin ve ooxml’e hayır bannerları dönüp duruyor. Ülkemizde çıkan “tek” Linux içerikli dergiye Nisan sayısı için verdiğimiz katkı 1 Nisan tarihinde Özgürlükİçin topluluğunun ne kadar büyüdüğünün ama dahası ne kadar olgunlaştığının güzel bir kanıtı olacak. Bunların hepsi bu topluluğun sayesinde oldu. Teşekkürler…

Özgürlükİçin, geçen süre zarfında aslında sadece kendi içeriğini geliştirmedi. Pardus topluluğunun değerli katkıcılarını Pardus-Wiki adresine yönlendirerek bu çok önemli projenin Vikipedi’den sonra Türkiye’nin en sık güncellenen en çok dil desteği veren Wiki’si olmasını da sağladı görüşündeyim. Durduğumuz bu yerin özellikle Pardus 2008′in de çıkması ile birlikte daha ileriye gitmesi gerektiğine şüphe yok. Bunu da sizlerin desteği ile sağlayacağımıza inanıyorum.

Özgür yazılım bilincinin yeni yeni oluştuğu ülkemizde artık daha az karanlıkta koşarak yolumuzu daha rahat bulabiliyoruz. Yardımınız için teşekkürler…

Aşkla çalışmaya devam…

Not: Söylemeden duramayacağım :) Orta vadeye yakın bir yerlerde güzel süprizlerimiz var size…

Mar 7

anyway, i can try
anything it’s the same circle
that leads to nowhere and i’m tired now diye başlayan güzel bir şarkı vardır Yann Tiersen’e ait.

Son iki gündür okuduklarım bana bu sözleri mırıldanma ihtiyacı hissettirdi. Özgür yazılımı kullanan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor diye sevinirken; bazen insanların bu yazılımları sadece kullandıkları ve fakat bu işin arkasında yer alan özgür yazılımın felsefesini anlamadıklarını düşünmüyor değilim. Özgür ya da açık kaynak kodlu yazılımı -siz nasıl telaffuz etmek isterseniz- koruyan iki temel kavram var.

a) Bu ürünlerin markaları

b) Bu ürünlerin lisansları ve fikri mülkiyet hakları

Özgür yazılımı alırım kafama göre kullanırım kimseye sormam diye algılamak son derece yanlış. GPL - ve türevleri - ancak içlerinde belirttiği şartları sağlamanız durumunda size o yazılımı özgürce kullanma yetkisini verirler.

Bir eser niteliğinde olan bilgisayar programı sizin ülkenizde üretilmese bile bu onun lisansına aykırı bir biçimde kullanılmasının yerel hukukunuzda illegal bir statü oluşturmayacağı anlamına g e l m e z .

Umuyorum yüksek lisans çalışmamı özgür yazılımın hukuki temellerini anlatmak konusuna adayacağım. Bu zamana kadar eğer biraz nedir bu özgür yazılım diye anlamak istiyorsanız fikir ve sanat eserleri kanuna göz atın. En azından GPL’i bir kere okuyun…

Feb 28
Linux.Net Yeniden
icon1 Akın Ömeroğlu | icon2 ozgurlukicin.com | icon4 28 / 02 / 2008| icon3Yorum yapılmamış »

Son yıllarda ülkemizde artan özgür yazılım ve linux kullanımının somut göstergesi olan bir olaydan bahsedeceğim sizlere. Bir süredir dirsek temasında olduğumuz dergilerden biri olan PcNet’in verdiği güzel haberleri sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorduk ve sonunda bugün güzel haberi sizlere de verebiliyoruz.

Ülkemizde tamamı Linux ile ilgili olan tek dergi -bana göre efsane!- Linux.Net tekrar aramıza dönüyor. Başlangıçta Nisan ayında özel sayı olarak çıkması beklenen Linux.Net son anda yapılan bir değişiklikle Mart ayında yayına alındı. her neyse, bundan sonra aylık olarak PcNet dergisi ile birlikte ücretsiz olarak dağıtılacak!

Nisan sayısından itibaren PcNet dergisi, Özgürlükİçin topluluğu ile bir içerik ortaklığı çalışması yürütmeyi planlıyor. Bu başlık altında içerik ortaklığının hangi konularda ve nasıl olacağını tartışalım istiyoruz. Linux.Net, topluluk üyelerimizin dergiye yazacağı yazılar karşılığında kendilerine belirli bir telif ücreti ödemeyi kabul etti, bunu da hemen belirtelim :)…

Bana kalırsa, düzenli eğitim bölümlerinin yanında donanım testleri ve nasıl yazıları ile paket yazıları yazmamız, Linux.Net okuyacak binlerce Pardus kullanıcısına sesimizi duyurmanın güzel bir yöntemi olacaktır. Özgürlükİçin topluluğu üyelerinin giderek artan oranlarda Linux.Net dergisinin içeriğini oluşturmasını hedefliyoruz.

Lütfen aklınıza gelen yazı başlıkları ile konuları bu bölüme bildirin.

Sevgiler…

demişim tam bu adreste… Bekleriz

Feb 22

OOXML ve ECMA saolsunlar her geçen an beni biraz daha güldürüyorlar. ECMA, OOXML’e ne kadar hakim olduğunu bir kez daha gösterdi.

Fransa ve Hindistan’ın aynı konuda olan ve hemen hemen aynı kelimelerle yazılan itirazına iki farklı karar vererek bizi bir kez daha şaşırttı. Fransa’nın itirazını haklı bulan ECMA, Hindistan’ın itirazını doğrudan reddetti.

Öyle görülüyor ki OOXML her ülke için farklı ama bir o kadar standart bir biçim ;)

Feb 21

Bildiğiniz gibi OOXML, Microsoft tarafından yaratıldıktan sonra ECMA tarafından standart olarak duyurulan ve bugünlerde ISO/IEC’ye de standar olarak kabul ettirilmeye çalışılan bir dosya biçimi. Tüm tartışmalar bir yana OOXML’in ne kadar ciddiyetle hazırlandığı aşağıda yer alan örnekten belli oluyor.

Efendim malumunuz ayın 25′inde Cenova’da başlayacak olan toplantıda ülkelerin itirazları görüşülecek. Hindistan daha önce bildirdiği itirazında  “Bu standardın adı Office Open XML. Microsoft bile basın bültenlerinde bu ismi Open Office XML şeklinde hatalı olarak yazmakta ve bu yüzden standardın OpenOffice ile ilgisi var gibi bir algılama yaratmaktadır. Bu yüzden farklı bir ad seçilmelidir” demiş ve marjinal bir itirazda bulunmuştu.

ECMA itirazı tartışmadan reddetmiş ve “kesinlikle bir karışılık yaşanmasının mümkün olmadığını” söylemişti. Kendileri itirazlara yazdıkları cevapların bir başka kısmında aynen şunu söylüyorlar :

“There is no specific definition of macro languages in the Open Office XML specification […]”

Lahana turşusu tadında perhiz yapmak bu olsa gerek :)

« Geçmiş zaman olur ki Geleceğe dönüş »