Akıllı ev, açık kaynak ve ben: Neler var?

Philips hue

İnsanların çocukluğunda kendilerine yer eden bazı anıları olmuştur. İlk yelkene çıkış, ata ilk kez binme, ilk kez aksansız Fransızca konuşmak gibi. (Nasıl bir çocukluk geçirdim acaba ben ya?) Bu anılar genelde unutulmaz ve bazıları insanı hayatı boyunca etkiler.

Benim de böyle anılarım var ve bunlardan biri de fotoselli lambalarla ilgili. Ne zamandı hatırlamıyorum ama çocukluğumdan beri fotoselli lambalar hep ilgimi çeker. Lambanın sizi gelirken “görmesi” bunla yetinmeyip yanması ve sonra siz geçince sanki yaptığı çok normal bir şeymiş gibi kapanması bana hep etkileyici gelmiştir.

Çocukken – aslında son 30 yıldır – ne zaman bir fotoselli lambayı yalnızken görsem acaba yanmadan geçebilir miyim, duvar dibinden gitsem beni görmez mi, birden ortaya çıkıp lambayı şaşırtabilir miyim diye düşünür bazen (sık sık) de denerim. Kimi zaman kötü monte edilmiş bir lambaya karşı zafer kazanırken kimi zaman da mevzisini cesurca savunun bu şerefli lambayı takdir ederek savaşı kaybederim. Elbette çoğu insana fotoselli lambayla yaşadığım bu epik, yıllar geçse de unutulmayacak mücadele garip gibi gelse de böyle minnoşluklar (?) olmadan hayat nasıl geçecek ki?

Belki biraz bu anlattığım sebepten biraz da can sıkıntısından uzunca bir süredir akıllı ev sistemlerine ilgi duyuyorum bu alanda çıkan ürünleri incelemeye ve alabildiklerimi alıp evde denemeye çalışıyorum. Denediğim ve kullandığım cihazların çoğundan istediğimi alamadım. Çoğu temelde belli bir senaryoyu gerçekleştirmek için yapılmış o senaryo dışına çıkıldığında işe daha az yarayan / hiç yaramayan cihazlar oldukları ve özellikle de kullanmak dışında özelleştirilmesi için size fazla alan bırakmadıkları için işime yaramadı.

Bu noktada yavaş yavaş açık kaynak ya da açık standarda dayanan çözümlerin daha fazla işe yarayacağına karar verip o yola doğru gitmeye başladım. Madem bir yöne gitmeye başladım meraklı takipçilerimi (toplayıp yüz yüze konuşsam daha kolay olur belki bir fenomen olamadım 🙁 ) de o yöne çekeyim diyerek bir de yazı dizisi başlatmaya karar verdim. Vaktim oldukça 1-2 hafta aralıklarla evde neyi ne kadar otomatik hale getirdiğimi anlatmaya çalışacağım.

Bu ilk yazıda ise genel bir bilgi vermek ve kafamdaki planı yazıya geçirmek istedim.

Yeni moda akıllı evler, kickstarter

Ev otomasyon sistemlerine baktığınızda bir kısmının zaten high-end denebilecek seviyede ürünlerin birleşiminden seçilen birbirine tam oturan ürünlerden oluştuğunu görürsünüz. Bu ürünler pahalı olmalarının yanı sıra genelde haberleşmeleri ve doğru çalışmaları için gerekli bir sürü kablolama olduğunu ve bir de eviniz biraz eskiyse sizin için bu fikirlerin uygulanmasının daha zor olduğunu görürsünüz. Ben de hem fiyat hem de kirada oturuyor olmak nedeniyle bu yöne doğru gitmeden neler yapabileceğimi görmek istedim.

Son zamanlarda gerek ülkemizden gerekse farklı ülkelerden çıkan bir sürü girişim var bu alanda ürün çıkarmaya çalışan. Akıllı prizler, zeki lambalar, karizmatik fırınlar, aşmış buzdolapları gibi çok farklı ev ürünü kendini akıllandırmaya ve bu akıl sayesinde ev sakinlerine kolaylık sağlamaya çalışıyor. Hemen hepimizin eviyle ilgili bazı rutinleri vardır. Bazıları eve girince kıyafetini değiştirir öbürü müziği açar diğeri kombinin derecesini arttırır beriki hey şeyden önce hisse senetleri değer kazanmış mı diye televizyona koşar. Elbette akıllı ev sistemleri şu an ev kıyafetinizi giymenize yardım etmiyor ya da size yatırım tavsiyesi vermiyor ama geri kalan pek çok rutininizi otomatikleştirmeye yarıyor.

Hem IoT’nin moda olması hem de bu alanda bir pazar olduğunun görülmesi üzerine pek çok start-up özellikle kickstarter üzerinden ürünlerini duyurmaya başlamış durumda. Nest’in bu alanda elle tutulur bir başarı elde etmesinin insanları cesaretlendirdiğini de düşünüyorum. Kickstarter’da bu alanda çıkan her ürünü en azınan kampanya sayfasında incelemeye çalışıyorum ve beni, bu ürünlerin güvenliği, gizliliğe saygısı, birlikte çalışılabilirlik konusundaki tutumları gibi bir çok şey endişelendiriyor.

Bugün aldığım bir IP kameranın üç gün sonra Sony sunucularına saldırmayacağımdan, buzdolabımın her kapısını açtığımda markete haber vermediğinden ya da bugün 200 dolara ürününü aldığım şirketin iki gün sonra uygulamaya desteği kestiği için bir sonraki iOS sürümünde uygulamasının çöp olmayacağından elimden geldiği kadar emin olmaya çalışıyorum. Hayat bana zor.

Evde ne kullanıyorum?

Philips hueAslında şu anda epey bir başlangıç aşamasındayım. Benim için en kolay “akıllandırabileceğim” cihazlar evdeki aydınlatma ürünleri oldu. Dolayısıyla işe onlarla başladım. Ambiyans – havalı kelime – peşinde olduğum noktalar için Philips Hue‘yu tercih ettim. Hue her ne kadar açık kaynak olmasa da temelde geliştiricilere kullanabilir açık bir API sunuyor ve ZLL (ZigBee Light Link) standardını destekliyor. Bu sayede Philips Hue uygulamasını kullanmadan ve istersem Hue köprüsünün Philips ile olan bulut bağlantısını da keserek bu lambaları kullanabiliyorum. Malum bu aydınlatma sistemi gerçekten pahalı. Ben ilk sürümünü bir dostumdan son derece ucuza ikinci el olarak aldım ve Amazon’da kampanyalı gördükçe bir iki eleman daha alarak geliştirdim.

Standart aydınlatmaya ihtiyaç duyduğumuz noktalarda ise sistemimizin yardımına evimizin her şeyi IKEA yetişti. Malumlarınız IKEA yakın zamanda benzer bir otomasyon sunan Tradfri ailesini çıkardı ve bu ürünler daha da yakın zamanda ülkemize geldi. IoT özelliklerini karşılayan bir cihazın aynı zamanda ekonomik de olacağını gösteren Tradfri ailesi sayesinde ben de buradaki ışığı akıllandırmaya değmez dediğim noktalarda bile akıllı aydınlatma kullanmaya başladım. Tradfri her ne kadar ZLL desteklediğini söylese de şu anda tek bir noktada yaşadıkları sıkıntı nedeniyle ZLL uyumlu değiller ama en kısa sürede bunu çözeceklerini söylemiş durumdalar. Köprü henüz bir API sunmasa da uygulama ile köprü arasındaki iletişim CoAP olduğundan tamamen uyumlu üçüncü parti kitaplıklar aracılığıyla Tradfri lambalarını kontrol edebiliyorsunuz.

Hue lambanız varsa bunu tradfri köprüsüne kayıt etmek mümkünken Tradfri’nin ZLL hatasından dolayı şu an tersi mümkün değil.

Işıklardan sonra otomatik hale getirmeye çalıştığım şeylerden biri elektrik düğmeleri oldu. Her ne kadar aydınlatmayı uygulamadan da kontrol edebilsem bile burada ışıkları donanımsal olarak açıp / kapatmamak için Hue’nun ve Tradfri’nin kendi kumandalarını da sisteme dahil ettim ama burada gidecek daha çok yolum var.

Yine etraftaki kumanda kalabalığını kaldırmak ve işleri tek merkezden halletmek için Logitech Harmony kullanmaya başladım. Akıllı evrensel kumanda diyebileceğimiz Harmony programlanabilir yapısı sayesinde tek kumandadan çok cihazı kontrol etmenize izin veriyor. Asıl avantajıysa senaryo desteğinde. Benim evimde bu kumanda ile kontrol edebildiğim 7-8 tane cihaz var. Örneğin STB’lerden biri A/V switch’in 1. çıkışına bağlı o da TV’nin 1. Hdmı çıkışına bağlı öte yandan ortam yürütücüsü olarak kullandığım cihazlardan biriyse TV’nin 2. HDMI çıkışına bağlı. Kumandadan x yerine y’ye geç dediğim zaman kumanda önce x’i kapatıyor sonra TV’ye giderek 2. HDMI’dan 1. HDMI’ya geçiyor bu arada ses sistemine uğrayıp çıkışı optik çıkıştan koaksiyel çıkışa geçiriyor ve A/V switch’in 1. çıkışta olduğuna emin olduktan sonra y’yi çalıştırıyor ve aynı anda ses için ses sistemini, kanal değiştirmek içinse STB’yi kontrol edebiliyorum. Bu sayede aynı anda 5 tane kumandanın etrafta olmasına gerek kalmıyor.

Bu tarafta benim kullandığım cihaz biraz arkaik kalmış durumda mesela bluetooth ya da LAN üzerinden kontrol gibi destekleri yok. O sebeple gelecekte Logitech’in Hub ürününe geçmeyi düşünüyorum. Kendisi yine açık bir API sunduğu için gönülleri mest ediyor.

Fikri mülkiyetin – abi konunun dönüp dolaşıp her seferinde fikri mülkiyete gelmesi çok ilginç-  internet çağında tekrar yorumlanması gereken ülkesellik prensibi nedeniyle ve henüz AB üyesi olmadığımız için dışında kaldığımız Digital Single Market uygulamasının daha buralara da uğramayacağını göz önüne alarak evdeki tüm medya sağlayıcıların yayınlamadıkları bazı programları torrent yardımı ile izliyorum. Neticede birileri on demand yayının telifini almadı diye Wheeler Dealer’ın ilk sezonlarından kendimi mahrum edecek ya da pazar sabahları Great Continental Railway Journeys’ı kaçıracak kadar aklımı kaybetmedim. HIH!

Bu yayınları bulmak, düzgün isimlendirmek, kendime göre metadatalarını işlemek gibi işler gerçekten vakit aldığından bu tarafta kalede Transmission geride Jackett, orta sahada Sonarr ve Radarr ilerideyse Kodi’den oluşan muhteşem bir beşli kullanıyorum.

Her an her şeyi elle kumanda etmek zor olacağı ve evde de iPhone kullandığımız için sesli kontrol için Apple Home Kit, Home Kit ile desteklemeyen tüm cihazları Homekit ile konuşturmak için de- ki evde native destekleyen cihaz yok henüz – homebridge kullanıyorum.

Sistemin kalbindeyse teknik direktör olarak Home Assistant ve onun altında çalışan oradan oraya koşuşturan her işi yapan bir raspberry Pi var. Yine sağda solda çalışan bir pihole, bir kaç MQTT istemcisi, bulutta çalışan bir MQTT broker, bir kaç tane de denemek için aldığım sensör var.

Ee, yani?

Aslında bu yazı dizisinin amacı sizle birlikte bu yukarıda farklı zamanlarda ve farklı bilgi seviyelerinde kurulmuş yazılımları tekrar kurmak öte yandan da öğrendiklerimi paylaşmak olacak.

Gelecek yazıda Home Assistant’ı kurmaya ve temel ayarları yapmaya başlayacağız. Ev sakinlerinin evde olup olmadıklarını nasıl anlayacağımıza, evden ayrıldıktan sonra ve eve dönerlerken nasıl aksiyonlar alabileceğimize bakacağız.

Ondan sonraki yazıda temel elektronik bilgimizi – ki bende şu an yok – kullanarak işimize yarayacak bir kaç sensörü nasıl yapacağımıza bakacağız. Zaten cep telefonumuzdan beş saniyede öğrenebileceğimiz dışarısı kaç derece gibi basit bir soruyu iki saat uğraşıp yapacağımız bir sensörle öğrenmeye çalışırken saç baş yolacağımız unutulmaz bir eğlence vaadediyorum.

Sonraki yazıyı eklediğimde linki buraya da koyacağım.

Okuduğunuz için teşekkürler! (RT etmeyi, sosyal medya hesaplarınızda bir yazı okudum ve HAYATIM DEĞİŞTİ diye paylaşmayı unutmayın.)

Akın Ömeroğlu hakkında 19 makale
a lawyer who can sell Linux kernel...

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*